Düzce'de eğlence ve yaşam kültürü son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçirdi. Restoran konusu, şehrin yeni sosyal haritasında öne çıkan başlıklardan. Dinamik sahneyi birlikte inceleyelim.
Kayıtlara bakıldığında, restoran sözcüğü ise Türkçeye Fransızcadan geçmiş bir sözcük (Fransızca: Restaurant) olup; "yenilemek", "onarmak" anlamlarına gelen restaurer kökünden gelmektedir. Kökün sözcükle çok ilgili olmayışını etimolof Sevan Nişanyan şöyle açıklamaktadır: Sözcük, 1765'te Paris'te M. Boulanger lokantasında cama asılan bir reklam cümlesinden alay yollu ortaya çıkmıştır.
Eski çağlarda lokantalar yerine hanlar ve tavernalar kullanılmaktaydı ve bunlar genellikle yolculuk yapmakta olanlar için kurulmuşlardı. Çin'de de benzerleri kurulmuş olmasına rağmen; günümüz restoranları, işletmelerin sipariş üzerine yemek hazırlama ve satma işine girmesiyle, 18. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkmıştır. Osmanlılarda halka yemek hizmeti sunan aşevleri ve imaretler bulunuyordu. Aşevleri, İmparatorluğun son döneminde ortaya çıkacak olan batı tarzı lokantaların öncüsü olarak görülebilirse de, genellikle beslenme amacıyla gidilen bu mekanlar, değişik lezzet tatmak için gidilen lokantalardan farklıydı.
Restoran veya lokanta, ücret karşılığında müşterilere yemek ve içecek hazırlanıp servis edilen yer. Çoğunlukla büyük bir yemek salonu ve mutfaktan meydana gelir. Sözcük, Fransızca restaurer ('restore etmek', 'canlandırmak') kelimesinden türemiştir.
Restoran yönetimi yapan birisine restorancı denir. Restoranlarda yemek yapmak üzerine profesyonelce çalışan kimselere aşçı denir. Birden fazla aşçı çalıştıran restoranlarda aşçıbaşı bulunabilir. Hatta büyük restoranlarda mutfak şefi ve onun altında birden çok aşçıbaşı çalışabilir.
Lokantalar çoğunlukla özel mülktür. Yemekler genelde lokantada sunulur ve yenir ama teslimat servisi ve evlere servisi olan lokantalar da vardır. Küçük işletme, aile işletmesi, ev işletmesi, franchising, şahıs işletmesi ve perakende zinciri olabilir. Restoranlar halka açık alanlarda, alışveriş merkezi, iş merkezleri'nde yerleşebilir. Lokantalar görünümlerine ve sundukları yemek çeşitlerine göre farklılık gösterir. Bazı lokantalar sundukları yöresel mutfaklarla, bazıları da servis anlayışlarıyla farklılık yaratırlar. Ucuz fast-food restoranları ve kafeteryalardan orta fiyatlı esnaf lokantası ve aile restoranlarına, yüksek fiyatlı lüks işletmelere kadar çok çeşitli mutfak ve hizmet modelleri bulunmaktadır. Son dönemlerde restoranlar drive-through, drive-in, take-away, yemek teslimi, yemek aboneliği, çevrimiçi yemek siparişi hizmetleri yaygın vermekdedirler.
Pratik Öneriler ve Notlar
Belirtmek gerekir ki, hamdi BİNGÖREN, Müstakil Bolu Sancağı Salnamesi sayfa 214'te "Nahiye merkezinde kitaphane yoktur. Asar-ı Attika'dan üç hamam ile Cenevizliler tarafından kalmış olduğu anlaşılan sahili bahirde mürtefi bir hisar vardır." Evliya ÇELEBİ, Seyahatname cilt: 2, sayfa 443'te "Çarşı içinde kiremitli ve emsalsiz bir mescidi vardır. Başka mescitleri ve kırk adet dükkânı vardır. Deniz kıyısında yetmiş adet mahzenleri vardır ki hepsi kereste ve çam tahtaları ile doludur."
Öne çıkan bilgilere göre, osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nde Orhan Gazi'nin komutanlarından Akçakoca Bey tarafından 1319 yılında Akçakoca, 1323 yılında Konuralp Bey tarafından Konuralp İslam coğrafyasına katılmıştır. Fetih yapan beylerin adıyla anılan kentlerin giderek artan bir öneme haiz olduğu, yönetsel alanda değişiklikler geçirdiği Yrd. Zeynel ÖZLÜ'nün "Batı Karadeniz’de Antik Bir Kent" adlı kitabının 23.
İlk gece kulüpleri 1840'larda ve 1850'lerde New York'ta ortaya çıktı. Canlı müzik, dans ve vodvil gösterileri için ulusal bir üne sahiptiler.
İşletme hakkını elinde tutan tütün mamulü, alkol ve alkollü içecek satışı yapmak isteyen kişi ve kuruluşların gece kulübü işletmelerinin işletmenin bulunduğu yerin merkez yönetiminden yetki belgesi alması ve işletmenin gerekli denetçilerce denetimine izin vermesi gereklidir. Yine bu yasanın uygulandığı ülkelerden olan Türkiye'de TAPDK izni olmaksızın alkol ve tütün ürünlerinin satışının olduğu mekânlara işletme hakkı verilmemektedir.
Hindistan'da barlar genellikle Delhi,Mumbai gibi metropol şehirlerde bulunmaktadır. Ülkenin geri kalanında çok sayıda bar bulunmamaktadır. Genelde içkiler restoranlarda olduğu gibi servis edilmektedir. Günümüzde küçük şehirlerde de bar açılmaya başlanmasına karşın, küçük şehirlerdeki barların müşterileri genellikle erkeklerdir.
Belçika birçok bira ve alkol çeşidini barındıran bir ülkedir. İçki kültürünün bulunduğu ülkede, barlar (bazen kafe olarak da söylenir) tüm şehirlerde ve küçük yerleşim birimlerinde bulunmaktadır.
Bölgesel Etki Alanı
restoran bir restorancı veya şube müdürü tarafından yönetilir. Restoran az veya çok personele sahip olabilir. Restoran personeli barmen, komi, şef garson, sommelier, garson, şef aşçı, mutfak şefi, mutfak bölüm şefi, aşçı, bulaşıkçı, pasta şefi, sote şef, yardımcı şef,mutfak tugayı'dır.
Sonuç olarak Düzce'nin bu alanda artan dinamizmi, hem yerel hem de bölgesel dengeler açısından önemli sinyaller veriyor. Önümüzdeki dönemde konunun nasıl şekilleneceği, hem yatırımcılar hem de vatandaşlar tarafından merakla bekleniyor.
Düzce özelinde gelişmeleri yakından takip etmeye devam ediyoruz. Bu konuyla ilgili yeni haberler ve güncellemeler, önümüzdeki günlerde haberimiz bölümünde yer alacak. Okuyucularımıza kapsamlı bir perspektif sunmak en önemli önceliğimiz.
Kayıtlara bakıldığında, restoran sözcüğü ise Türkçeye Fransızcadan geçmiş bir sözcük (Fransızca: Restaurant) olup; "yenilemek", "onarmak" anlamlarına gelen restaurer kökünden gelmektedir. Kökün sözcükle çok ilgili olmayışını etimolof Sevan Nişanyan şöyle açıklamaktadır: Sözcük, 1765'te Paris'te M. Boulanger lokantasında cama asılan bir reklam cümlesinden alay yollu ortaya çıkmıştır.
Öne çıkan bilgilere göre, eski çağlarda lokantalar yerine hanlar ve tavernalar kullanılmaktaydı ve bunlar genellikle yolculuk yapmakta olanlar için kurulmuşlardı. Çin'de de benzerleri kurulmuş olmasına rağmen; günümüz restoranları, işletmelerin sipariş üzerine yemek hazırlama ve satma işine girmesiyle, 18. yüzyılda Avrupa'da ortaya çıkmıştır. Osmanlılarda halka yemek hizmeti sunan aşevleri ve imaretler bulunuyordu. Aşevleri, İmparatorluğun son döneminde ortaya çıkacak olan batı tarzı lokantaların öncüsü olarak görülebilirse de, genellikle beslenme amacıyla gidilen bu mekanlar, değişik lezzet tatmak için gidilen lokantalardan farklıydı.
Kaynaklara göre, restoran veya lokanta, ücret karşılığında müşterilere yemek ve içecek hazırlanıp servis edilen yer. Çoğunlukla büyük bir yemek salonu ve mutfaktan meydana gelir. Sözcük, Fransızca restaurer ('restore etmek', 'canlandırmak') kelimesinden türemiştir.
restoran yönetimi yapan birisine restorancı denir. Restoranlarda yemek yapmak üzerine profesyonelce çalışan kimselere aşçı denir. Birden fazla aşçı çalıştıran restoranlarda aşçıbaşı bulunabilir. Hatta büyük restoranlarda mutfak şefi ve onun altında birden çok aşçıbaşı çalışabilir.
Kaynaklara göre, lokantalar çoğunlukla özel mülktür. Küçük işletme, aile işletmesi, ev işletmesi, franchising, şahıs işletmesi ve perakende zinciri olabilir. Yemekler genelde lokantada sunulur ve yenir ama teslimat servisi ve evlere servisi olan lokantalar da vardır. Restoranlar halka açık alanlarda, alışveriş merkezi, iş merkezleri'nde yerleşebilir. Lokantalar görünümlerine ve sundukları yemek çeşitlerine göre farklılık gösterir. Bazı lokantalar sundukları yöresel mutfaklarla, bazıları da servis anlayışlarıyla farklılık yaratırlar. Ucuz fast-food restoranları ve kafeteryalardan orta fiyatlı esnaf lokantası ve aile restoranlarına, yüksek fiyatlı lüks işletmelere kadar çok çeşitli mutfak ve hizmet modelleri bulunmaktadır. Son dönemlerde restoranlar drive-through, drive-in, take-away, yemek teslimi, yemek aboneliği, çevrimiçi yemek siparişi hizmetleri yaygın vermekdedirler.
Restoran bir restorancı veya şube müdürü tarafından yönetilir. Restoran az veya çok personele sahip olabilir. Restoran personeli barmen, komi, şef garson, sommelier, garson, şef aşçı, mutfak şefi, mutfak bölüm şefi, aşçı, bulaşıkçı, pasta şefi, sote şef, yardımcı şef,mutfak tugayı'dır.
MÖ I.binde Batı Karadeniz'de bulunan koloni kentlerden biri Diospolis (Akçakoca), bir diğeri Hypios Nehri (Melen) yakınlarında bulunan ikinci bir kent Hypia'dır.
Kayıtlara bakıldığında, düzce ilinin de içinde bulunduğu bölge Herodot, Ksenophon ve Strabon gibi Antik Çağ yazarlarına göre MÖ 1200-700 yılları arasında Trakyalı halkların yurdu olarak bilinmektedir. yüzyılda Pers hükümdarı Darius tarafından Paflagonya, Frigya, Mariandinler ve Suriye ile birlikte Düzce'nin de içinde bulunduğu bölge 3. Satraplık Bölgesi haline getirilmiştir. Makedon Kralı Büyük İskender tarafından MÖ 334 yılından sonra imparatorluğun sınırları içine alınan bölge, Kralın MÖ 323'te Babil'de ölümü üzerine imparatorluğun generalleri arasında bölünmesi sonucunda da Bitinya Krallığına dahil edilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, bitinya, Anadolu'nun kuzeybatısında bugünkü Kocaeli Yarımadası'nın yer aldığı Antik bir bölgedir. Kuzeyinde Karadeniz, Doğuda Filyos Nehri (Billaios), batı ve güneybatıda Antik Frigya Epictetus ile çevrilidir. Bölgede bugün Kocaeli, İznik, Yalova, Bursa, Bilecik, Sakarya, Düzce, Bolu ve Zonguldak illeri yer alır. Khalkedon (Kadıköy), Nikomedia (İzmit), Astakos (Başiskele), Kios-Prusias ad Mare (Gemlik), Apameia/Myrleia (Mudanya), Prusa ad Olympium (Bursa), Nikaia (İznik), Bithynion-Claudiupolis (Bolu), Herakleia (Karadeniz Ereğli), Otroia (Yenişehir), Modrene (Mudurnu), Malagina (Mekece), Agrilion (Bilecik), Kabaia (Geyve), Thynias-Apollonia (Kefken Adası), Dia-Diospolis (Akçakoca) ve Prusias ad Hypium (Konuralp) Antik kentleri bulunmaktadır. Düzce il sınırları içerisinde yer alan Prusias